| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | push past f. | itip geçmek | ||
|
Tom pushed past me. Tom beni itip geçti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | push past f. | bir süre sessizlikten sonra (konuşmayı veya durumu) sürdürmeye zorlamak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | push past f. | iterek yol açmak | ||
| Konuşma Dili | push past f. | iterek ilerlemek | ||
| Konuşma Dili | push past f. | (kalabalığı) yararak ilerlemek/yürümek | ||
| Konuşma Dili | push past f. | aşmak | ||
| Konuşma Dili | push past f. | üstesinden gelmek | ||
| Konuşma Dili | push past f. | baş etmek | ||
| Konuşma Dili | push past f. | hakkından gelmek | ||
| Konuşma Dili | push past f. | halletmek | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Deyim | ||
| Deyim | push past someone or something f. | kalabalığı yararak yürümek/ilerlemek |
| Deyim | push past someone or something f. | diğer/öteki insanları iterek/itekleyerek yürümek/ilerlemek |
| Deyim | push past someone or something f. | diğerlerini iterek kendine yol açmak |